Beyoğlu
•
OHİ 2026
•
05.10.2026
•
5 Dakika

Sant’Antonio Konutları: Open House İstanbul Sürecinde En Çok Dikkat Çeken Noktalar ve Gelen Sorular

YAZAR
Efsa Bilgin
PAYLAŞ
KAPAK FOTOĞRAFI
Güneş Dağ
EDİTÖR
Begüm Bayraktar

Bugün hepimizin anılarında yer etmiş, İstanbul deneyimimizin vazgeçilmez bir parçası olmuş, hatta misafirlerin gezdirildiği rotaların değişmezi hâline gelmiş; İstiklal'e her gelindiğinde yeniden hayran kalınan bu cephenin bizde yarattığı başka duyguların kapısını aralayalım.

Sant’Antonio Kilisesi dediğimizde aklımıza gelen siluet aslında kilisenin konutlarına ait ve önünden geçen herkes için çoğunlukla beğeni ve hayranlık demek. Hepimiz avlusuna girdiğimizde ya da İstiklal Caddesi'nden burayı seyrederken ortak bir soruda buluşuyoruz: Buralarda kimler yaşıyor?

‍

Görsel 1: Sant’Antonio Konutları giriş lobisi ve asansör (Zeynep Karadeniz, 2026).

‍

Kendimizi şanslı sayabileceğimiz bir grup insan, Open House İstanbul festivali sayesinde bu soruya bir yanıt bulma, hatta oradaki hayata yarım saatliğine dahil olma fırsatı yakaladık.

Kafamızı kaldırıp baktığımız o kırmızı tuğlalı cephe, Mimar Giulio Mongeri'nin kiliseye düzenli gelir sağlasın diye kurguladığı bir akar yapı projesiydi aslında. Fakat zamanla burası bir gayrimenkul fikri olmanın çok ötesine geçti. Dairelere dönemin Levanten tüccarları, diplomatları ve Pera elitleri yerleşti. Yüksek tavanları, geniş giriş holleri ve hizmetlilerin kullandığı servis kapılarıyla kendi içine kapalı, seçkin bir dünya kuruldu burada. Dışarıdan bakan bir İstanbullu için bu apartmanlar, önünden geçilen ama arkasında nelerin yaşandığı asla bilinemeyen, biraz gizemli biraz da erişilemez bir prestij alanıydı. 

Kilisenin ziyarete açık olduğu günlerde, yeni yıl gibi özel günlerde ve zaman zaman yapılan festivallerde, avluda geçirdiğimiz vakti fotoğraf çekmekten daha fazlası hâline getirme şansı yakalayabiliyoruz. Orada gözlerim ister istemez etrafı süzüyor: apartman kapılarından birileri girip çıkar mı, pencereden bakan olur mu, balkondan biri geçer mi? Görevlilerin apartmanlara taşıdığı şeylere bakar, ne olduklarını tahmin etmeye çalışırım. Bu göz takibi aslında içerideki yaşama dair merakımdan ve kafamda kurduğum görkemli hayatların gerçekliğine dair bir ipucu arayışımdan olsa gerek.

Bu hikâyelere ulaşabilmem, gerçek karakterleriyle tanışabilmem İskender Bey ve Lola Hanım’ın Open House İstanbul kapsamında bizlere evlerinin kapısını açmasıyla oldu. Birbirine köprüyle bağlanan iki daireden birini ofis, diğerini eşi Lola Hanım'la birlikte yaşadıkları ev olarak kullanıyorlar. Misafirperverlikleri ve güler yüzleriyle hem ekibimizi hem katılımcılarımızı ağırladılar; evlerinin, İstiklal'in ve Sant’Antonio'nun hikâyesini onlardan dinledik. Bu süreçte hem bizden hem sizden gelen soruları sabırla cevapladılar. Biz de şimdi festivali ve konutu deneyimleme fırsatını kaçıranlar için merak edilenleri yanıtlamaya geldik — bazı sorular cevapsız kalmaya mahkûm olmuş olsa da.

‍

Görsel 2: Sant’Antonio Konutları’nda ofis alanı (Zeynep Karadeniz, 2026).

‍

Buranın sahibi kim?
Kompleksin mülkiyeti şahıslara değil, Sant'Antonio Katolik Kilisesi Vakfı'na ait.

Burası ev mi, ne olarak kullanılıyor?
Aslında konut olarak tasarlandı ama bugün karma bir kullanım var. Bazı dairelerde hâlâ aileler yaşıyor, bazıları ofis olarak kullanılıyor.

Burada nasıl mülk ediniliyor? Satın almak mümkün mü?
Hayır, burada kat mülkiyeti satışı yok. Sistem tamamen kiralama üzerine kurulu. Daireler vakıftan kiralanıyor, mülkiyet kilisede kalıyor.

Taşıyıcı sistemi ne?
Dışarıdan yığma tuğla ve taş gibi görünse de yapı betonarme karkas; dış yüzeyi Neo-Gotik kırmızı tuğla ve taş kaplama. Betonarmenin İstanbul'daki erken kullanımlarından biri.

Hiç restorasyondan geçti mi?
Evet, bina dönem dönem hem cephe hem daire özelinde restorasyon gördü. En önemli farkı, İskender Bey'in dairesinde olduğu gibi geçmişin izleri silinmeden yenilenmiş olması.

‍

Görsel 3: Tavan kalem işi detayları (Zeynep Karadeniz, 2026).

‍

İstiklal Caddesi'nin ortasında bu kadar sessiz olmayı nasıl başarıyor?
Mongeri ve De Nari'nin caddeden içeriye doğru kurguladığı blok düzeni ve avlu, bir tampon bölge oluşturuyor. Kalın duvarlar ve çift pencere sistemi de cadde gürültüsünü büyük ölçüde kesiyor.

Dairelerin ısınması ve altyapısı nasıl çözülüyor?
Restorasyonlarda tarihî duvarlara zarar vermemek için tesisatlar ikincil dolaşım hatlarından geçiriliyor. Isınma kombi ve radyatörle sağlanıyor; özgün ahşap pencerelerin arkasına eklenen ikincil camlarla ısı yalıtımı destekleniyor.

İstiklal bizim için çok geçici bir mekân; siz burada yaşarken neler hissediyorsunuz?
İskender Bey: Ben uzun zamandır buralarda yaşıyorum, buralarda büyüdüm diyebilirim. Bu dokunun içinde yaşamak tabii çok güzel ama benim için burası yaşadığım yer, güvenli alanım. Çok fazla tanıdığım var; caddeden her geçtiğinde balkona bir bakar, buraya gelip bir kahve içmek ister. Belki burada yaşamanın zorluğu budur. 

Open House İstanbul bu sürece nasıl dahil oldu? 

Sant’Antonio Konutları’ndaki bu dairenin kapıları, Open House İstanbul ekibinin talebi ve ev sahiplerinin bu talebi olumlu karşılamasıyla açıldı. Dünyada otuz yılı aşkın süredir devam eden Open House festivallerinin İstanbul ayağını ekibinden gönüllülerine kadar genç bir kadro yürütüyor. İskender Bey ve Lola Hanım, mimarlık ve kent kültürüne katkı sunmak ve bu ilk yılın festivalinin gerçekleşmesine destek olmak için evlerini ve ofislerini üç gün boyunca ziyarete açtılar; hikâyeyi de kendileri anlattılar. 

Festival kapsamında insanların algısında ne değişti? 

Festivalden önce bu apartmanlar önünden geçilen, arkasında ne olduğu bilinmeyen bir cepheydi. Üç gün sonunda ziyaretçiler için arkasında tanıdık biri olan bir yere dönüştü. 

Open House İstanbul sayesinde, festivalin üç gününde kapılarını açan Sant'Antonio Konutları artık yalnızca bir cephe ve merak unsuru değil; caddeden geçerken, kilisenin fotoğrafı gösterildiğinde ya da oradan bahsedildiğinde anlatılabilecek bir hikâye, bir anı, kentin hafızasında yeni bir bilgi.

‍

Görsel 4: Ziyaretçi stickerları (Zeynep Karadeniz, 2026).

‍

YAZAR
Efsa Bilgin

Efsa Bilgin, İstanbul Teknik Üniversitesi’nde 4. sınıf mimarlık öğrencisidir. Eğitimi boyunca tasarımın çeşitli yöntemlerini kullanmayı kendini ifade etme biçimi olarak görüp farklı disiplinlerde üretimler yapmıştır.‍

Kategoriler

Daha fazla